26 Mart 2008 Çarşamba

Su akar deli bakar...


Su hayattır denir ama biz şehir çocukları hergün çeşmelerimizden gürül gürül akan sular sayesinde bunun ne demek olduğunu bir türlü tam olarak anlamayız. Biz anladık ama :)

Ağaçlarımızı su olmadan ekmemizin anlamsız olacağını öğrenince bu seferde su işinin peşine düştük. Arsamızın olduğu bölgede birkaç tane artezyen vardı ve bunların derinlikleri hep 150m' den fazlaydı. Burdan hareketle eğer su bulunursa bizim kuyumuzda en az bu derinlikte olacaktı. Peki ama su bulunmazsa :(

Bu ihtimali aklımızdan uzak tutmaya çalışarak kuyu açtırmak için öncelikle yapmamız gereken zemin etüdü işlemine konsantre olmaya çalıştık. Ben o güne kadar zemin etüdünde suyun yerinin tam olarak bulunabildiğini sanıyormuşum onu farkettim :)
Meğer böyle değilmiş.

Eşimin mesleği de elektrikle ilgili olduğu için o yapılan işlemi çok daha iyi anladı tabi ama kısaca özetlemek gerekirse yapılan şey yere çakılan 2 çubuk arasından akım geçirilerek akım değerlerine göre yerin ne tür katmanlardan oluştuğunu çıkarmak ve suyu tutabilecek olası katmanları belirlemekmiş. Yani ben ne kadar kesin zannediyorsam o o kadar afakiymiş.

Arazi 15 dönüm, zemin etüdü en fazla 3 ya da 4 örnek noktada yapılıyor ve ortaya da sadece olası bir sonuç çıkıyor. Böyle olunca aldı bizi bir korku. Tamam zemin etüdü yapılacak bu zaten kanuni gerek izinler için yaptırmak şart ama bize suyu gerçekten gösterecek mi? Kuyumuzdan su çıkmazsa halimiz harap çünkü bu durumda sondaj firmaları kuyuda kullanacakları boru hariç tüm masraflarını alıyorlar ki bu da fiyatın %85-90 gibi bir kısmını her halukarda ödemek demek. Yani biz hem su bulmak zorundayız hem de yeri konusunda bir tek deneme şansımız var :)

Ne yapsak ne yapsak derken bir tanıdığımız kendisinin bu işi yapan bir arkadaşı olduğunu ve suyu çubukla bulduğunu söyledi. İlk tepkimiz "hadi canım, batıl inanç, koca karı işi şeylerle su mu bulunur" oldu tabii.

Tepkimizin böyle olacağını tahmin eden arkadaşımız kendi arazisinde bu yöntemle nasıl su bulduklarını anlattı, arkasından bölgede profesyonel tarım yapan birkaç kişiden de benzer şeyleri dinledik. Biz böyle teredütler içinde gidip gelirken arazimize komşu organik tarım yapan biriyle tanıştık. Ona fikir danıştık, zemin etüdü şu bu derken laf çubukçuya geldi. Biz daha çubukçu der demez adam gülmeye başladı, hah dedik adam dalga geçecek bizimle. Fakat beklediğimizin aksine adamın söylediği şu oldu. "Ben arazime 4 tane kuyu açtırdım, bunlardan 3 ünün yerini zemin etüdü ile birini ise çubukçuyla belirledik. Şu anda sadece 1 kuyumdan su çıkmaya devam ediyor, o da çubukçunun açtırdığı". Şaşırdık tabii. Anlaşılan bu iş bizim sandığımız kadar mistik birşey değildi. Bize zemin etüdünü yaptırmamızı bunun kuyunun açılması sırasında faydalı olduğunu ama kuyunun yerini kesin çubukçuya belirtmemizi salık verdi.Bütün bunlardan sonra artık bir çubukçuya arsayı göstermek farz olmuştu. Biz de tanıdığımıza arkadaşına haber vermesini rica ettik ve ertesi gün için randevulaştık.

Ertesi gün öğleden sonra gidip çubukçuyu aldık, arabayla arsaya giderken adam bizi birden durdurdu. Arabadan inip bir zeytin dalından Y şeklinde bir dal kesti, daha doğrusu V-Y arası bir şey :). Sonra tekrar binip tamam devam edelim dedi. Arsaya vardık. Biz o kadar inançsızdık ki olayı görmemiz bile yetmeyecek diye kameramızı bile getirmiştik. Adam çubuğu Y nin iki bacağı avuçlarının içinde olacak şekilde tuttu, tek uzun kısmı karşı tarafı gösterecek ve sopa yere paralel duracak şekilde ellerini kalça kemiğinin hemen üzerinde karnının üstüne dayadı. Adamın çubuğu tutuşunu taklit etmeyi denediğimde şunu farkettim ki ellerinin hiçbir hareketi ile çubuğu haraket ettirmesi imkansızdı. Çok ilginç bir tutuştu sanki çubuğu kilitler gibi. O anda aklımdan eğer çubuğun kalktığını görürsem bunu adamın yapmadığına inanacağımı farkettim. Adam arazide yürümeye başladı. Hepimiz nefesimizi tutmuş gözlerimizi dört açmış adamı izliyorduk. Adam dolaştıkça bazı yerlerde sopanın karşıyı gösteren ucunun havalanıp inmeye başladığını görünce çığlığı basmışım :) Gerçekten de sopa bazı yerlerde kalkıyor sonra tekrar iniyordu. Sonra adam öyle bir yere geldi ki çubuk adamın nerdeyse burnuna değecek kadar kalktı, 1,5 m kadar bir alanda sopa öyle kaldı ve sonra tekrar indi. Ben küçük dilimi yutmak üzereydim. Hemen kamerayı çıkarıp kayıda geçtim. Adama aynı yerden 1-2 kere geçti gerçekten de o 1,5 m'lik bölgenin üzerinde çubuk sanki canlı birşeymiş gibi kendi kendine kalkıyordu. Adama biraz daha dolaştıktan sonra sopanın ilk kalktığı yerleri gösterip oralardan başlayan küçük su damarlarının olduğunu, son geçtiği -sopanın çıldırdığı- yere kadar gelip birleştiklerini bu sebeple de o bölgede su olduğunu söyledi. Şaşkınlık ve mutlulukla karışık bir heyecanla teşekkür ettik ve kendisin tekrar aldığımız yere bıraktık.

Çok ilginç bir deneyimdi gerçekten de. İnanmayanlar ya da şüphe duyanlar için çektiğim videoyu en kısa zamanda buraya koyacağım. Ayrıca şunu eklemeliyim ki biz bu işi tanıdık diye hiçbir ücret ödemeden yaptırdık ancak genelde yaklaık 500 YTL gibi bir ücret karşılığı yapıldığını sonradan öğrendik.

Tüm bu heyecan ve doğa üstü görünen işlerden sonra gerçeğe döndük ve zemin etüdü yaptırmak için bir kaç firma ile görüşüp bir tanesi ile anlaştık (Etüd ücreti 700 YTL). İzleyen gün gelip zemin etüdünü yaptılar. Sonuçları 15 gün sonra göndermek üzere sözleşip biz de şehrimize geri döndük.

Bu anlattıklarımın üzerinden 1,5 ay geçti ve bizim kuyumuz hala açılmadı. Neden mi?Uzaktan iş yapmak çok zor çook.

Döndükten sonra zaten 15 gün etüd sonucu bekledik. Bu arada da sondaj için firma aramaya başladık. Kuyumuz derin olacağı için sondajı her firma yapamıyordu. Sorduk soruşturduk özellikle birini çok tavsiye ettiler. Fiyat aldık çok pahalı geldi.Çevremizden souşturduk başka birini buldular, fiyat da uygun. "Tamam" dedik rapor gelince başla işe. Rapor geldi, adamı aradık şu anda elimde iş var 10 gün sonra dedi. 10 gün sonra 2-3 gün sonra dedi. 2-3 gün sonra baktık yine bizi atlatma modunda biraz kurcalayınca adamın bir önceki işinde sorun çıktığını öğrendik.Midemiz bulandı, baktık olmayacak bize bu adamı bulan kişiye geri döndük ve durum böyle böyle napıcaz dedik. O da bize ilk tavsiye edilen kişiyi araştırdığını ve derin kuyu konusunda herkesin onu tavsiye ettiğini biraz paraya kıyıp ona yaptırmamızın daha iyi olacağını söyledi.

Toplam 1 ay sonunda yine aynı noktaya gelmiştik. Üzülsek mi yoksa zaten sonradan problem olabilecek bir adamla çalışmaktan kıl payı kurtulduk diye sevinsek mi bilemedik. Tavsiye edilen kişiyi aradık, onun da o anda işi vardı, 15 gün sonra dedi -bu 15 gün standart zaman herhalde :). Peki dedik, sen işin bitince ara biz gelelim işi başlatalım. 15 gün sonra aradı 1-2 günlük işim kaldı dedi, tamam dedik.
İzinler (izin harçları + takip masrafları= 500 YTL) için belgelerimizi gönderdik ve eşim yarın yola çıkmak üzere planını yapmıştı ama lodos ve yağış yüzünden şu anda plan cumartesiye sarkmış durumda.Bu ertelemenin son olmasını umuyor ve bir sonraki yazımda artık suyumuzun çıkmış :) olmasını diliyorum.

Bu arada ben de boş durmuyorum ve evimizin içini projelendiriyorum. Evlerle ilgili şimdiye kadar neler yaşadık ve bundan sonra ne planlıyoruz, bu da bir sonraki yazımın konusu olsun.

1 yorum:

Köşenin Delisi dedi ki...

merhaba :)
Blogunuzu Bora Bey (sandaletli seyyah) sayesinde buldum, çok da memnun oldum doğrusu. Tebrik ederim...hayallerinizin peşinden koşup bunları "gerçek" yapma yolunda böyle emin adımlarla ilerlediğiniz için. Umarım her şey gönlünüzce olur.

Bir de...bu çubukla su bulma işini ben çocukluğumda okuduğum resimli kitaplardan hatırlıyorum...ve az önce okuduklarıma inanamıyorum! Nasıl olur ki böyle bir şey?! :D

 
Clicky Web Analytics